“Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz…” diye bir not bırakmıştı genç bahriyeli o zamanlarda ona şiir dersleri veren şiir hocasının paltosunun cebine.
O evde başlamıştı o aşk ve ona ders verirken de alev almıştı .
Ve bu aşk yüzünden bitecekti babasıyla evliliği.
Celile Hanım, sarayda babasının yaverlik yaptığı dönemlerde saray ressamından çizim dersleri almış, resimleri ile olduğu kadar güzelliği ile de İstanbul’un diline destan bir kadındı.
Evliliğini dahi bu şiir hocasına duyduğu aşk yüzünden bitmiş olmasına rağmen; böylesi bir güzele sahip olamama düşüncesi midir, şiir hocalığı yapmış olduğu oğluna karşı duyduğu mahcubiyetten midir ya da etraf ne der düşüncesiyle midir şiir hocası onunla bir türlü evliliğe yanaşmamaktadır.
Aşkları türlü kıskançlıklarla da olsa dolu dizgin devam ederken, Celile Hanım ona yazdığı mektuplarda evlenmek istediğini değişik şekillerde de olsa ifade etmiş olmasına rağmen; bu evlilik onlar için hiç olmayacaktır.
Yıllar geçmiş o genç delikanlı ünlü bir şair olmuştur.
Hem de sosyalist bir şair ve dönemin iktidarı yüzünden hapishanelerde geçmiş ömrünün büyük bir bölümü.
Öyle ki zaman geçtikçe yaşlanmıştır Celile Hanım hatta gözleri kör olmuştur.
Bir gün oğlunun kurtulması için Galata Köprüsünde açlık grevi yaparken karşılaşmışlardı…
Yıllar sonraki bu karşılaşma da görmezden geldi aşık olduğu kadını.
Öldüğünde evraklarının arasından içinde kurumuş iki yaprak bulunan bir zarf çıktı şiir Hocasının.
“Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci garında gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir… Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim…” yazıyordu.
Celile bu aşkın sürmeyeceğini anladığında vedalaşırken vermişti o iki yapraklı çiçeği.
Ve o şiir o yıllarda yazıldı.
O büyük şair büyük aşkı Celile’si Ada’dan gemiyle uzaklaşırken yaşadığı çaresizliği anlattı.
O bildiğimiz ölüm değildir belki de fakat o büyük aşkın öldüğünü anlattı o dizelerde Büyük şairimiz Yahya Kemal…
Yine kendisi gibi büyük şair olan Nazım Hikmetin annesi Celile Hanıma duyduğu aşkın ölümüdür anlattığı.
Hangi şiir bu dediğinizi duyar gibiyim.
O zaman buyrun.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Zeyno