Benim sevgilim… Benim kadınım…
Kaldırımın kenarında öylece ağlıyordu adam. Yere çömelmiş öylece çaresiz ağlıyordu. Siyahi bir adamdı. Gırtlağından da belliydi ayrıca… Ağlarken attığı çığlıklardan da belliydi. O ağladıkça götümü yaylandıra yaylandıra yürüyordum. Ezgisel bir yürüyüş…
Kaldırımın kenarında öylece ağlıyordu kadın. Yere çömelmiş çaresiz ağlıyordu. Beyazi bir kadındı. Kokusundan belliydi ayrıca… Ağladığı o anlarda saçlarını savururken yaydığı kokudan belliydi. O ağladıkça belimi büke büke bir ileri iki geri yürüyordum. Dramatik bir yürüyüş…
Ilık bir su vardı masanın üstünde. Ilık bir keman sesi… Soğukça bir hava ve yerde ufacık bir elektrik sobası. Krem rengi bir halı… Ortası kahverengi desenlerle dolu… Solda bir koltuk. Üstünde krem rengi bir kadın. Krem rengi? Ten rengi… Yaşlıca… Altı gözlü… İki gözü miyop. İki gözü hipermetrop. İki gözü öz gözü. Bağdaş kurar. Sever. Nefes alıp verebiliyor. Yani yaşıyor. Yaşaması güzel. Ölmesi çok zaman almaz. Belki de az sonra…
Kaynar bir su var masanın üstünde. Ateş gibi bir müzik… Sıcak şarap ve şömine yanıyor köşede… Yerde bir kurt postu… Koyuca bir post… Solda bir hacıyatmaz… Yanında bir robdöşambırlı adam… Robdöşambır? Yaşlıca… İki gözlü… Ama göremiyor tam olarak. Bulanık her şey… Sadece şarabından yudumluyor ve mayhoşluğuyla dilini damağına dokundurarak mat sesler çıkartıyor. Bacak bacak üstüne atıyor. Nefes alıp veriyor gayet sıcakkanlı… Yani yaşıyor. Yaşaması güzel… Ölmesi çok zaman almaz… Belki de…
Soğuk, buz gibi bir su var masanın üstünde. Buz gibi bir müzik… Şalgam suyu var ve yanında hindi gordon bilöğ… Üşüyor. Yerde halı yok. Solda bir tabure… Üstünde kareli ipler… Hasırlar… Şalgam içecek adam ama o da soğuk… İçi de soğuk… Çift gözlü… İki gözü sağlam… İkiden fazla göze ihtiyacı yok… Genç daha… Nefes alıp veriyor üstelik diğerleri gibi… Yani yaşıyor… Yaşaması güzel… Ölmesi pek bir zaman alır… Belki de…
Bulutlardayım. Tuttum soğuk odadaki gencimi kaynar suyun masada olduğu; ateş gibi müziğin çaldığı ; sıcak şarap ve şöminenin olduğu eve yerleştirdim. Robdöşambırlı adamı kaldırdım. Çektim yanıma. Girdi genç, eve. Büzüştü şöminenin yanına… Şarabı gördü… Evde aynısı vardı diye geçirdi içinden… Şalgam sandı garibim sıcacık şarabı. Büzüştü şöminenin yanına… Kurt postunu gördü… Evde bundan yoktu diye geçirdi içinden. Gözleri güldü. Gitti aldı yanına kurt postunu. İki büklüm uzandı şöminenin yanına çekti postu üstüne… Uyudu öylece. Dudaklarında inceden bir tebessüm.
Robdöşambırlı adam şaşkındı. Bana bakıyordu. Ne demeye beni evimden aldın diyordu içinden ben bunları duyuyordum. “Ne zamandan beri seks yapmıyorsun?” diye sordum. “91 yıldır!” dedi… Tuttum ılık eve gönderdim. Koltuktaki karı canlandı. Robdöşambırlı adamınki şahlandı. Kadın altı gözlüydü. İkisi miyop… İkisi hipermetrop… İkisi öz gözü… Başka bir göz daha eklendi… Üç göz daha… Adam çift gözlüydü… Ama net göremiyordu öz gözleriyle… Bir göz daha çıkageldi göbeğinin az altından… Uzunca bir göz. Tüm vücudunu onunla hareket ettirebiliyordu. Ve görmese de onunla algılayabiliyordu her şeyi… Kadın soyundu. Adam çoktan anadan üryandı…
Genç, “Bu şalgamın tarihi mi geçmiş?” diye hayıflanıyordu kafası güzel bir şekilde şöminenin başında… Şalgam değildi o evladım…
Adam, “Bu nasıl el?! Kavrayamıyor!” diye hayıflanıyordu kafası güzel bir şekilde… El değildi o evladım…
Gencin durumu mu? Adamınki mi?
Her şey seks değildi. Şalgam alıp geliyorum. Öperim…
…
Bu eserin telif hakkı yazarın (Ertuğrul KOÇLAR) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.