Bir beyazın olamayacağı kadar sadeyim;siyahın karanlığı iseyüzünde okunuyor senin;dudaklarında o sinsi gülümse,rüzgarda uçan perçemlerine inat yarışırmış gibi, onların ait olduğu alan ise; yere düşmeye hazırlanmak için kaplanan alnın; taşıdığı boğumlu damarların, her an ben de bırakacağına ise tescil veren bir harabe izi gibi.Tutamayacağına ispat veren kinin,her an dudaklarından dökülmek üzere;afallayan vücudum ise umutsuzluğun verdiği keskin kırıntıları ile beni parçalamaya yetiyor,gövdem sanki kendini taşımak için yıpranıyor, gözyaşlarım ise bir sicim gibi akıyor;ufak bir şaşkınlık var üzerinde ama içinde saklayamadığın alev alev yanan gözlerin ise hâlâ bana bakıyor;kırılgan benliğimle zafer anmışçaşına gülümsememe rağmen, bu içime akan zehrim de, kendimi belli etmemek için ise istediğim bir oyun.Sen de hafif gülümsüyorsun,anlamış gibi,pes etmişcesine tehditvari olan vücudun hafif eğimliydi, tek bir sözün ile odak noktamın seni bulup ,etrafa saçılan cam parçaları gibi darmadağın olacağımı biliyorsun, üzerinde tehlike kokusunu alan her insan gibi adımlarımın geri gideceğine ,her an ayaklarım ise nedensizce sana boyluyor,buna rağmen o hafif bir gülüşün ile beni yerimde kalmakta zorlandığım bir hale bürüp, tebessümün ile sarsıyorsun;bu korkutucu etkisi ise beni kendine daha çok çekiyor.Sustum,sustun; o bakışlarında ki anlık öfke dindi sanki,sonra hırçın olan bir ifadenle ,geri döneceğini adım gibi bilmeme rağmen sadece çekilmekle yetiniyorsun ama herşey burda bitmiyor,biliyorum,kararlıydın ;beni ve ben de olan her şeyi istiyorsun;paronayakçaşına bir amaç uğruna haline getirdiğin halde yine de esrarengiz bir şekilde kendini ,bütün dünyaya yadırgarmış gibi bir gizemle hissettiklerini saklamaya zorluyorsun;bu ise sadece benim seni daha çok istememe sebeb oluyor…
Rabia DİBİC

Rabia DİBİC’in Kaleminden… için 1 cevap