Ece Temelkuran’ın Devir kitabı 493 sayfa olup 19 üniteden (ders kitaplarındaki gibi ünitelere bölünmüş) oluşuyor. Elimdeki kitap Şubat 2015 tarihli ilk baskı. Başlangıçta, Sait Faik Abasıyanık ve Tolstoy’a ait, zekice ve özenle seçilmiş iki adet söz yer alıyor. Bu iki sözün değeri, kitap bittiğinde anlaşılıyor.
Kitap aslında… Uzun süren araştırma, çalışma ve emekle birlikte; hatırlanan ve unutulmayanların… Unutulup gizli kalanların… Bıyıkları birbirine benzeyenlerle benzemeyenlerin… Boğaza batan ve acıtan şeylerin, gözden nasıl aktığının … Yani, bir devir, nasıl ölümlere sığmazların ürünü!
Ana karakterler; yazar gibi çocuklukları 1980’e denk gelmiş, kokulardan hayat ve kişi analizi yapan Ayşe ile cebinde taşıdığı kocaman dünyasıyla sessiz Ali. Bu iki tontinin yanında yüz güldüren iki karakter daha var: Kelebekler ve dilsiz kuğular! Diğer karakterler güldürmenin aksine düşündürüyor ve kahrediyor daha çok. Unutulmayacak olanlar ve hatırlanmayacak olanlar –kahır- veriyor evet! Benim için kesinlikle, doğru kelime!
Bildiklerinizle, duyduklarınızla, inandıklarınızla okuyun Devir’i. Ne bildiğiniz, ne duyduğunuz ve neye inandığınızı umursamadan okuyun. Ankara ve Kuğulu Park sizin için önemliyse okuyun.
Son olarak son sayfada –teşekkür- kısmına geldiğimde “Ama, şimdi, nasıl yani? Aliye iyi mi gerçekten? Nasıl alacak bu kadın Ali’yi peki?…” diye düşünürken buldum kendimi. Öyle bir hikayeye dahil oluş işte. Ben buna ‘Ece Temelkuran Kalemi’ diyorum. Siz de okuyunca tanımlarsınız bu hissi.
Yorumlarınızı bekliyorum 🙂
Zeynep Serap Berktaş
İnstagram: @kitapakli