Ben bazen sadece istediğim cevapları duyabilmek adına, sorular sorarım insanlara. Çünkü o kadar çok ihtiyacım var ki buna. Ama arzuladığım cevapları duymak bir yana önem bile vermezler merakıma. Anladım ki bu dünya aklımdakine uymuyor. Hiçbir şey hayal ettiğim gibi olmuyor. Oysa ki öyle çok şey kurguluyorum ki kafamda. Öyle hayaller kuruyorum ki. Bunların imkansızlığı derin bir kuyuya çekiyor her seferinde beni. Çelişiyorum kendimle, savaşıyorum; olmuyor. Çok şey istemiyorum aslında. Ruhuma dokunan şeylerden başka. Sonra bana defalarca söylenen bir söz geliyor aklıma: “Senin etrafında dönmüyor Dünya.” Dönsün istiyorum ya, seksen milyon insan arasında bir kere de benim için dönsün şu Dünya. Komik ama; sırf bu sebepten dolayı kıskanıyorum Güneşi arada sırada. Bir kez daha farkına varıyorum; yerim yok kimsenin yanında. Bu küçücük dünyamda mutluyum aslında. Benim dünyam. Sadece bana ait. O zaman bir sorun olmaz sizin için değil mi? Peki bu sefer kim söyleyecek; bana ait bir şey olabileceğine gerçekten nasıl inanabildiğimi? Buna delicesine inanmak istediğimi anlayamıyorsunuz değil mi? Nasıl anlayasınız ki? Hanginiz bir yer edinemedi bu koca dünyada benim gibi, hanginiz bu kadar eleştirildi, hanginiz her şeyden vazgeçebildi! Ne kadar çok kapılmışız günlük hayatın telaşına. Yitiyor her şey, bitiyor farkında değiliz. Çok güzel yaşayıp gittiğimizi zannediyoruz. Yaşamak bu olmamalı. Hayır bu kadar basit olmamalı. Bu kadar basit değil. Âh, neyse ki mucizelere inanıyorum kendi adıma. O büyük mucizemi bekliyorum. O büyük günü bekliyorum. Yaşamım boyunca bekledim. Hayatımın değişeceği o güne muhtacım. Neyse ki hala umudum var. Neyse ki umudum bulutlar.. ☁
Zeynep ERTOĞRUL