Mutluyum bu gecede ; yatağımı kartondan, yorganımı da günün en acı haber sayfalarından yaptım bu gece..
Az biraz çürük, hafiften küflü domatesimi, iki günlük kuru eklmeğimle yedim ; değmeyin bana karnım tok bu gecede..
Hiç unutmam, ölmeden önce şöyle demişti annem :
” Ey oğul, gezerken hayat dolu bu sokaklar da, ört yüreğini ; ört ki insanların soğuğu vurmasın yüreğine.. ”
Tâ içimde yaşadım ben bu soğukluğu.. 22 yaşındayım ben ; kirli bedenin, uzamış sakalın, çapulcu kıyafetlerin, kokan nefesin, tozlu saçların sahibi..
Yıkılan yüreğin, yanmış ciğerin, karışık kafanın, sevgiden muaf bir hayatın, kimsenin dolaşmadığı sokakların tek sahibi..
Soğukla sıcağın birbirine uğradığı lodoslu bir günde gördüm ben Ayşe’yi..
Ahh bir görsen be abi..
Öyle mi güzel bakılır, hele ki gülüşü..
Ayşe, 20 sinde ; orta halli bir ailenin, en büyük kızı ; mahallede saygın bir tavrı, delikanlı gibi bir yaşantısı var dayı, Ayşe’nin..
Geçen gece iki çapulcu sarkıntılık etti de, gözlerimle şahit oldum attığı tekmeye. Çöpten bulduğum ayakkabıları denerken gördüm Ayşe’yi. Ayağımın günlerdir acısına katlandığımı mı yoksa doğduğunu mu düşüneyim? Yahut onu gördüğümde kalbime düşen yangını mı dayı..?
Ellerinde okul kitapları, başında el örmesi bere, afilli bir eteği, yün kazağının üstüne de giydiği yarım beden montuyla salına salına geçti gitti önümden. Hızlı hızlı adımlarla ilerlerken O, düştüm peşine sessiz ve sakin bir şekilde.. Bir yandan ellerimi nefesimle ısıtıyor diğer yandan da yakalanmamak için ayak seslerimi yutuyordum.
Girdiği evi görmeliydin dayı ; iki katlı, ahşap, camlarında parmaklıklar, geniş bir bahçesi ve de demirden gıcırdayan büyük bir kapısı var. Tamda hayalimdeki ev be dayı..
Bir an düşündüm kendimi karşılığı olmayan bu aşkla, o evde Ayşeyle beni..
Her gün otobüse bindiği durakta sabahlar oldum, onu bir kez daha görebilmek için.. Gel zaman git zaman günler haftalarla arkadaş oldular da ben hala anlatamadım bu karışılıksız sevgiyi.. Önüne çıksam cesaret edip diyorum ama bu aralar da yeni bir eşya atmadı ki insanlar. Bu üstle, bu başla bakmaz bana deyip oturdum yine tenekede yanan ateşin başına; ümitsiz geçen her gecem de, ne de olsa dayı yatıcaz sokakta bu gece de..
Bir gün gezerken iki alt sokakta, bulduğum yeni montu giydim üzerime, azıcık yırtık bir pantolon, uçları aşınmış bir çiftte ayakkabı..
Çocuklar gibi mutluyum, heh işte o gün bir yaşıma daha girdim be dayı..
O gece çıkmaya karar verdim; dünya üzerinde anneme en çok benzeyen kadının karşısına. Anlatacaktım içimdeki bu yangının bendeki onun yansımasını..
İndi otobüsten, iki dakika kadar takip ettim ; heyecandan tir tir titriyorum, bırak bırak bu soğuk değil dayı ; aşkın bedeni hali..
Girince sokağa, ardından seslendim :
” Hanım efendi, bir dakika.. ” Öyle bir dönüşü vardı ki dayı; eridim, bittim, sanki o gece sınavı kazanan benmişim?
” Buyrun ” dedi can alıcı ses tonuyla, yöneldi küçük adımlarla bana.. Sesim kursağımda, elim cebimde, yaşlar gözlerimde kaldı dayı.. Sahibi olduğum bu sokaklar da, sahipsiz biriydim sanki o anda..
Kekelemeye başladım, konuşamayıncada bir iki adım daha attı bana ; çıkardı cebinden eski bir beşlik sıkıştırıverdi yakama.
Bak dayı! Kendi elleriyle itti beni uçurumdan aşağıya, diyemedim hiç bir şey..
Az öteden yolun karşısına geçerken zaman sanki orada durdu benim için dayı, sanki zaman durdu..
Hayalini kurduğum, rüyama aldığım, günlerini onunla yaşadığım ; gülüşünü, yüzünü, saçını ezberlediğim kadın son nefesindeydi dayı..
Koştum, yetiştim de aldım onu kollarıma. Ona vuran araba çoktan kaçtı dayı, ben ise hayatımın kadınıyla başbaşa kaldım yolun ortasında..
Kalp atışlarını hissediyordum..
Hızlıdan yavaşa doğru, konuşmaya çalıştıkça da ağzından akıyordu kanlar, dayı..
İşte orada gözlerimden yüzüne süzülmeye başladı gözyaşlarım, ağladıkça..
Sımsıkı tuttum ellerini, dizlerimdeyken başı kapadı gözlerini, durmuştu kalbi..
Kanlı ellerimle okşadım saçlarını..
Ve dayı ne yıkadım ben o elleri ne de o günden sonra üstümü başımı..
Şimdi sen söyle dayı ;
Soğuk değil mi ölü gibi yaşayanlar, ölünce hisseder mi gönlümü yakanlar?
Sus pus olmuş ömrümün geri kalanı. Ne yanar artık teneke de ateşim ne de geçer içimdeki bu yaralar..
Ağla dayı, sende ağla..
Beklemeden gidenler, bekler mi ki öbür tarafta..?
Hadi eyvAllah ✋
Furkan KOCABAŞ