
Doğdun başladı çilen üzüntün gamın
Bahçesi vardı küçücük arkasında damın
Ne yazacaksın ki ne vardı anın
Zulmetle başladı bütün hayatın
Karşıda okul vardı iki direk iki tahta
Silebilir misin ki ne olsun bu bahta
Göremedi kalem defter çanta
Bir ömür geçti koca bir ahta
Ana baba bir de altı çocuk
Sefalet var alınmıyor sırta bir kocuk
Düşe kalka büyüyen küçük kuzucuk
Hayatı böyle gidiyor kısacık
Beş erkek bir kız geçim derdinde
Suda mı görülür kaybolan çocukluğu nerde
Gençliğini anlamaz kucağında bir kardeş tarla bayır dere
Seneler gider böyle boş yere
Baba ile kardeş korkusu
Kabuslu geçer her uykusu
Bozulmaz yıllarca onun suskusu
Var ki bilinmiyor içinde bir duygusu
Evlenir gider el evine
Kahrolası talih yine peşinde
Yüzü gülmez bir kere gelinim diye
Ağlasa dursa kime neye
Oldu mu iki çocuk çile yeniden başlar
Tek söz söylense çatılır kara kaşlar
Ilgıt ılgıt akar gözünden yaşlar
Halini dinleyen bir tek şu kara taşlar
Gün gelir gider yaban ellere
Toplanırlar yine hep bir yere
Kıymeti bilinmez katlanır her şeye
Gitti beş yıl bu memlekette
Döner yine aynı tarak aynı tas
Neye yarar para gidince yaş
Ömrün ortasında bir tabak kuru aş
Yine yalnız yine bir baş
Geçim vermez elti kayın kaynana
Biraz para gördü mü hemen bu yana
Vermeyince kötü olur alaya
Herkes kendine bir pay çıkarır burada
Dört çocukla kurtulmak ister buradan
Sen bize yardım et yardım et Yaradan
Uzun yıl geçince yine aradan
Hiç huzur bulamaz gelse de oradan
Kayın kardeş hep bir olur sömürürler
Az kızınca hemen yönü dönerler
İhtiyaç gelince tanımaz bilmezler
Yavaş yavaş gider bütün seneler
Yaş kırk dedi mi saçına karlar yağar
Her gün taze yeni dert doğar
Artık çekilmiyor “Çekerek” insanı boğar
Tutunacak bir dal bir can arar
Yine öyle gurbetlik çeker
Bu memlekette her şey birbirinden beter
Bağırır bazen bitsin bu acı yeter
Dört yanını sarmıştır zalim keder…
5 Mayıs 2002
Emine Akıncı Alacalıoğlu