Üsküdar’a İthafen
Doksanlı yılların başıydı
Sana yolum düşende
Sabah altı otuz Ünalan
Sıfır altı otuz Esatpaşa otobüsü
Beni sana taşıyordu seni de bana
Çocukluktan gençliğe
Yollar uzuyor kısalıyor
Kendini arıyordu
Geçiyordum bazen Fıstıkağacı’ndan
Bazen Karacaahmet’ten
İskele ile Doğancılar arasında
Kanat çırparken geleceğe
Tuz ve yosun kokusu
Burnumu sızlatıyor
Genzimi açıyordu
Sakin sokaklar dingin anlar
Pasajlar tarihi yapılar
Yarına notlar düşerken
Masal gibiydi her şey
Arkadaşlar arkadaşlıklar
Gece gündüz demeden
Okuyan tartışan sorgulayan
Kabına sığmayan
Ya da sığacak kab bulamayan
Sel olup meydanlara akan
Ufku da bahtı da açık çocuklar
Çarşıda pazarda
Salacak’ta Paşalimanı’nda
Çınaraltı’nda Yalı’da
Felsefenin edebiyatın sınırlarında
Bohem asi demli mi demli
Devrimci mi deseydim
Yudumlarken çayı
Kendine yoktu iltiması
Ötelerdi benini
Mesele memleketti
Çözüm akademideydi
Başladı üniversite yıllarım
Karşı kıyıda
Bir ayağım yine sende
Ama aklım başka yerde
Başka bir düzlemde
Bir tarafımda dinmeyen sancılar
Doğu-Batı modern-geleneksel
Tatsız tuzsuzdu çağla olan bağ
Oysa kıpır kıpırdı öbür tarafım
Şarkılar şiirler marşlar
Bir türlü itiraf edilemeyen aşklar
Köprünün altından akınca onca sular
Yatağını bulup denize kavuşan
Bir nehir gibiyim
Şimdi
Gökhan Nair
ARMAĞAN ŞİiRLER/Wattpad