Zamana her şeye iyi gelir diyen güzel insan aslında gerçeği bildiği halde, çareye uzak olduğunu bile bile telkini seçmiş.
Tam tersine zaman ileriye doğru gittikçe dünde asılı kalıp, aksine bir yorgancı gibi yorgunlukları bedenimize işliyor.
Şimdi söyleyeceklerim büyük muammadır…
Siz bunu varsayımı aşan bir gerçek gibi kabul edin.
Ya da okuduktan sonra gözlerinizi kapatıp gerçeklik payına ölçütü siz verin.
Belki de dünün bu denli esiri olmasaydı insan yaşlanmazdı.
Keder çalmazdı yüzüne, iki kolu bağrında yaşamazdı.
Ağıtlar olmazdı.
Şiir yazmadı şair.
Hikayeler kötü sonla bitmezdi.
Çocuk kalırdı insanlık hep güleç ve süt beyaz…
Aslına bakarsanız bu konunun asıl muamması insanı düne esir edenler…
İnsan sabah yüzünü yıkarken hafif aynayı bile ıslatsa hemen siler.
Ama ne gariptir ki; bu düne olumsuz tesiri olanlar, hüzne temsilcilik edenler geceyi oldukça huzurlu geçirebiliyor…
Hem de huzursuz ve mutsuz ettiklerinin uykusuzluğunda…
İnsan düşünmeden edemiyor…
Kabuslar onları tutmaz mı ?
Çarpıntılarla uykuları kaçmaz mı ?
Dört duvar arasında o sabah onlara nasıl doğuyor ?
Bir de kötünün daha kötüsü aksi gibi vicdan yokluğu yaşayan bu tuhaf yaratıklar artıyor…
Bir ikinci hayatı olmayan insan için bu büyük bir felaket…
Yaşam içinde yoka düşmek.
Allah ıslah etsin. Rabbim bizleri korusun demekten başka ne çare…
Ahmet KİRAZ