Sessiz ol!
Ufak ufak hisset yıldırımın sesini, duyabilir misin?
Düştüğü zaman yakan, göründüğün de göz kamaştıran..
Çift seçenekli bi soru misali rahatsız edici kararsızlık gibi..
En emin olduğun seçenekte kaybedersin kendini, samimiyetini, muhabbetini, güvenini..
Yıllanmış anılar gibi kimi zaman güler kimisinde ağlarsın ya hani ; heh işte aynı şekilde hayatın ta kendisi!
Neydi bu sorgusuz sualsiz deprem, neydi bu enkaz?
Ağlatır mı korkusu olmayan kaybetmekten birini yoksa öldürür mü içten içe kendini.?
Almadan maddeyi sarhoş kafayla geziyor gibi, bir sağa bir sola..
Lakin yıkılacak tek kapım bedeninin en aşağısında kalan ayaklarında..
Rotasız bir gemi gibiyim bu aralar, rüzgardan medet umdum lakin alabora oldu hayatlar..
Bir sen lazımsın bana çaresiz olan kırık kanadıma, bir sen lazımsın bana ‘biz’ olabilmek için hayatıma..
Soğuk havadan alınan nem gibi çarptı beni gelişin, yazı bekliyorum geçer belki hasretim.. Vesselam
Furkan KOCABAŞ