Ne varsa eskilerde var,
Sözün eri,
Dostun yeri,
Üstünde sevdanın tozu var.
Ah şu türkülerde kim bilir,
Verilmiş kaç söz,
Gömülmüş kaç umut,
Mezarda açan çiçeğin çaresizliği var.
Siyah-beyaz olsa da filmler,
Gözyaşın kızıl,
Gülüşün sepya,
Susuşunda ayrılığın bilmem kaç tonu var.
Ne varsa eskilerde var,
Çoçuktuk yılları,
Kanatmış dizleri,
Gök/yüzümde uçan kuşan gamsızlığı var…