Dikiş Tutturamamak…

dikiş tututturamamak… bu kelimeyi ilk duyduğumda deyim olan anlamı aklıma hiç gelmemişti. Ama deyimin anlamını yaşamaya başlayınca anlamlanmaya başladı bende. karşıma dogru insan mı çıkmıyor yoksa bende mi bir problem var? son zamanlarda sık sık bunu düşünüyorum, üst üste kırılan heveslerim, canımın yanması, vazgeçişlerim… son sözü yine Sezen ablaya söyletiyoruz ”vazgeçtim gözlerinden, vazgeçtim sözlerinden” dedikten sonra ”bir ah de yeter” diyerek zaten sen bir adım atsan ben sana koşarım demek istemedik mi bizde? karşı tarafa duygusal anlamda her seyimizi açınca yandık, bittik biz yahu! sanki sevgiden başka elimizden gelen bir sey var da.. elbette belli edeceğiz duygularımızı ama sorun galiba fazla belli etmekte. bunu anlamıyorum, ben dobra insanım neysem o, ben ne yapıyorsam karşımdaki kişiye kabul o da bana aynısını yapabilir diyoruz, bu seferde yapmadığımız şeyler inadına karşımıza çıkıyor. sanırım böyle durumlarda kendini kapatmalı insan, hani eğer dikiş tutturamama evresindeysen bırak herkesi her şeyi bir süre uzak kal. arada uzattığın süre boyunca kaçırdığın şeyleri düşünmek yerine kazanacağın şeyleri düşün. her zaman böyle olmadı mı zaten? neyi kaybettim diye üzülsen ardından bir şey kazanırsın hemen kazanmazsın bende biliyorum ama doğada işler böyle ilerliyor, bir yerden alırken bir yerden veriyor bize. Kimileri buna cömertlik diyor ama ben denge diyorum. Dengemizin bozulduğu durumlarda oluyor ama bu durumlarda aklıma Turgut Uyar’ın sözleri geliyor ”Sizin alınız al inandım,
Sizin morunuz mor inandım,
Ben tam dünyaya göre,
Ben tam kendime göre,
Ama sizin adınız ne?
Benim dengemi bozmayınız.

 Bu şiirin telif hakkı yazarın (Beyza FIÇICI) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Bu yazı Denemeler ve Hikayeler kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.