Hüzün

yürüdüm bu sabah yolları arnavut kaldırımlarda
sessiz sessiz çiseleyen yağmurun altında
elimde rengarek bir şemsiye ile
dolaştım küçük beyaz evlerin yanında
yoktun yanımda, yalnızdım fazlasıyla
gelmedin bir anlığına bile yanıma
oysa bekledim seni tavanı camdan,
ufak kulübede loş ışığın altında
sonra bir çay koydum kendime,
sonra bir tane daha
bekledim belki gelirsin diye
ama gelmedin.
sonra çıktım tekrar dolaştım,
yapayalnız bu küçük sokaklarda
geçtim kahve içtiğimiz yerin önünden
oysa derlerdi kahvenin kırık yıllık hatrı vardır
bizim hatrımız fincamızda kalmış.
olsaydı hatrımız gelirdin muhakkak.
sonra dar geldi bu sokaklar bana
yürüdüm biraz daha, durdum senin evinin önünde
baktım uzun uzun o küçük eve
cama çıkarsın belki diye
çıkmadın be karaoğlan
çok bekledim gelirsin diye
ama gelmedin.
nedendir bilinmez işte
başlayamadan bitenlerden olduk
daha başta kaybettik biz
şu hızla yağan yağmura inat tutmadın elimden
yağan yağmur değildi oysa
hüznümün gözyaşlarıydı camları döven
bu hüzün ne baharındı ne de gökyüzünün
bu hüzün benimdi ve,
sen anlamadın beni.
ne donuk bakışlarımı anladın ne yüreğimin sızısını
gecelerde bitap düşmeye benzemez bu
gün ışığına rağmen ağlayabilmektir esas olan
geceye saklanmadan, dopdoğru güpegündüz
yapamazsın çünkü cesaretsizsin
sen gelmedin, gelemezdin.
çünkü başkasına aittin, bilirdim.
bu hüzün benim bu yağmurlar benim.
gözyaşlarıma boğuldum da haberin olmadı
farkedebilseydin beni karaoğlan!
bambaşka olurduk senle ben, biz!
hüzün bahara kalırdı, sen bana
olsun be karaoğlan,
ben senin o cama çıkabilme ihtimalini sevdim.
sen gelmesen de beklerim zaten o camın altında
nasıl olsa,
sevmek bu değil mi zaten?
hüzünle dünyayı ağlatmak..

Bu şiirin telif hakkı yazarın (Merve BAŞARDI) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Bu yazı Merve BAŞARDI, Şair Durağı kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.