Ve avuçlarında kayboldu kül rengi aşkların sönmüş ateşleri
yitirdiklerinin hesabında değil, hele de boynu büküklüğü hiç
Korkusu da yoktu, garibim, ağlayamıyordu solmuştu gözleri
beden denen ruhsuz etlerin tadından mı ola ki, hayır, sanmam
Cinayet anının cinnet halleri vardı, gözlerindeki irisin derinliklerinde
Düşlüyordu, hayalinden hiç çıkmayan ana kucağındaki gülüşleri
Sonsuzluk türkülerinde Anadolu’da bir kadını anımsadı, mırıldandı
ondandır ki eli gitmedi bir kaleme bir de kâğıda, yazmak yasaktı acıları
Döndü içine, ruhundaki sapaklara, aşk diye sarıldığı unuttuğu kadınlara
Yanmış, yanılmış; sadece bir dudak izi vardı, hatırladığı kırımızı gecelerden
Ve avuçlarında eriyiverdi, şubat karının ona has düşlerden kalma aşk kristali
Düşlediği: korku, cinayet, sonsuzluktu… döndü içine, öldürdüğü sevdalarına baktı
Ve avuçlarında iki damla kan filizlendi, biri her gece söylenen türkü oldu yosma dillerde
Biri her adımda ruhuna saplanan, terk edilişlerin ve yalnızlıkların bitmez tükenmez romanı
…
Bu şiirin telif hakkı yazarın (Mehmet Özcan YASDIBAŞ) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.