Hekimlerin Gözünden Şiir Mefhumu…

Bu yıl seçmeli ders olarak tıp fakültesi 3. Sınıf öğrencilerimizle Tıp ve Şiir dersini farklı bir bakış açısıyla icra etmeye çalıştık. Bir hekimin gözünden şiire mefhumunun tezahürünü nazar ettik.

Bu anlamda şiir nedir, tıp ve şiir arasındaki müşterek duyguların ne olduğu bahsine değinerek onların gözünden bu konulara verdikleri özgün cevapları sizlerle paylaşmak istedim. Şiirin sirayet unsurunun farklı disiplinler de olsa nasıl etki ettiğini bu yanıtlarla sizler de yakından göreceksiniz. En önemlisi de bu cevaplarla; toplumda bilinenin aksine sosyal bilimler dışında da edebiyata, şiire olan ilginin yadsınamayacak derecede yüksek olduğunu ve bu ilgilinin bir zümreye ait olmadığının ya da bu zümrenin kim olduğu tanımının yeniden yapılması gerektiğine sizlerin de kanaat getireceğine inanıyorum.

Lafı uzatmadan ve merakınızı kaçırmadan tıp fakültesi 3. sınıf öğrencilerimizin bazılarının şiir nedir hususuna verdikleri güzel cevapları paylaşmak istiyorum.

  • Şiir ,benim için, anlaşılma ya da duyguların ağırlığını hafifletme ümidiyle insanın insanlığa yakarışıdır.
  • Hayatın karmaşıklığını sade bir ritimle anlamlandırma çabasıdır.
  • İnsanın ruhundan dışarı taşan hislerin kelimelere dökülmüş halidir.
  • Bana göre şiir duyguların bir dışa vurumudur.
  • Bence şiir , insanoğlunun saklı olan tüm duygularını ortaya döken bir yazın türü. Tüm duyguları barındırabilen de tek yazın türüdür ayrıca. Müzik gibi bir ahenk içerir ve duygulara dokunur. Sadece 4 satırda insana hem üzüntü hem acıyı hem de umutsuzluğu anlatabilen ve bunu yaparken kulağa güzel gelerek yapan başka yazın türü yoktur.
  • Şiir daha önce parmak basılmamış  ve genellikle insanların hayat sorunu etmediği konularda insanların bu konuda dert edinmesini ve bu konunun temel ihtiyaçlar nezdinde önemli bir yer tuttuğunu benimseten sanat eseri.
  • Bana göre şiir insanların yaşayamadığı duygularla yaşatamadığı duyguların arafında kendini bulduğu, madde dünyasının ifadesizliğinin ve çaresizliğinin denizinde boğulan insanlara atılan bir can simididir. Varoluşunu, insanlığını yani kısacası manevi hayatın lezzetini en azından bir nebze tadabildiği harflerin ahenginde tutuşan sayfaların içimizi ısıttığı bir edebi ürünler silsilesidir. Yani kısaca şiir ruhun gıdasıdır…

Yine Tıp ve Şiir arasındaki müşterek duygular hususuna verdikleri cevapları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

  • Tıp ve şiirin ortak noktası insandır, şiir de tıp da insanın duygularına ruhuna işler, tıp kalp atışlarını düzenlerken şiir kalbi anlamlandırır. İnsan hem bedeni hem ruhuyla bir bütündür şiir ruha da iyi gelir tıp da bedene ve ruha iyi gelir.
  • Ben bunu şu şekilde tanımlıyorum. Tıp Laboratuvarlarının girişinde şöyle bir söz yazar kadavralara atıfta bulunarak “Hic Mortui Viventes Educant” bunun anlamı “Burada Ölüler Dirileri Eğitir” dir. Benimde tıpla bağdaştırdığım nokta diri olmayan ölülerin şiirlerinde bizi eğittiğidir. Doktorlar olarak biz maddenin bozunumuna karşı tedbirler alır ve tedavi uygularız ya da beslenmesine dikkat ederiz. Şiir de ruhu besler ruhu tedavi eder. Bende ortak uyanan duygular kısaca ikisininde tedavi edici etkisi oluşudur, biri madde olana etki eder diğeri de manevi olana.
  • Tıp da şiir de insan ruhuna ve bedenine dokunur, iyileştirme gücü taşır. Tıp tarihini incelediğimizde en eski uygarlıklarda dahi hasta insana sadece var olan yarayı, ağrıyı iyileştirmek amacıyla yaklaşılmadığını görürüz. Hasta insan başında dua okunduğunu, psikiyatrik hastaların su sesiyle ya da müzikle iyileştirmeye çalışıldığını görürüz. Var oluşunda edebi tını yanında musiki de barındıran şiirin de bu bakımdan iyileştirici bir yanı olduğunu söyleyebiliriz. Sonuç olarak hem tıp hem de şiir temelinde insan ve insan doğasını iyileştirmek vardır. İki alan da acıya, umuda, ölüme, kısacası hayatın her noktasına dokunmaktadır.
  • İki ayrı konu olmalarına rağmen temel kaynağı ve ilgi alanı insan olduğu için birbiriyle bağlantısı insan üzerinden kurulabilir. Örneğin tıp insanın acıları ve şikayetleriyle ilgilenirken şiir insanın iç acılarıyla ilgilenir veya tıp hastalıkları ve acıyı dindirmeye çalışırken şiir insanın içindeki manevi acılara bir ilaç olur bu yönden tıp ve şiir insan üzerinden bütünleşir.
  • Tıp da şiir de insan deneyimini derinlemesine anlamaya ve ifade etmeye çalışır .İkisinin de insan ruh sağlığını iyileştirici rolü vardır . Tıp biliminde de şiir sanatında da yaratıcılık oldukça önemlidir . Bence bir diğer ortak husus ise EMPATİ . Tıp doktorlarının mesleğini iyi bir şekilde icra edebilmesi için de  ,şairlerin etkileyici şiirler yazabilmesi için de empati yeteneğine sahip olması gerektiğini düşünüyorum .Son olarak her iki alan da bende(çoğunlukla)  acıyı , hüznü , kederi çağrıştırıyor .
  • Tıp insanların sağlık durumlarıyla ilgili hayatlarını pek çok yönden etkiler. Şiir bu duyguların dökülme biçimidir. İyileşme ve hastalık süreçleri farklı duygular içeren şiirlere konu olur. Hem tıp hem şiirde önemli iletişim becerileri gereklidir. İkisi de çok fazla duygu değişimi içerir.
  • Tıp ve şiir ikisi de insan ruhuna hitap edebilir. Hatta ikisi de tedaviye yönelik bile olabilir. Bir şair şiir yazarak kendi duygularını açığa vurur kendini rahatlatır içini döker. Bir nevi ruhunu tedavi etmiş olur. Tıp da ruhu anlama ve tedaviye yöneliktir. Ayrıca bir hekimin içinde bulunduğu durumlardan ve duygulardan yararlanarak şiir yazması kaçınılmazdır. Yaşadığı yoğun duygular ve olaylar şiir ile çok güzel yansıtılabilir.

Aslında dersi alan 61 öğrencimin cevaplarının hepsini sizlerle paylaşmak isterdim. Fakat hem okunabilir kılmak hem de bende oluşturduğu yoğunluğu itibariyle bu yanıtların ön plana çıkmasından dolayı bu kadarını kafi gördüm.

Artık bu meseleyle ilgili son dökülmelerimi yaparak yazımı nihayete erdirmek istiyorum. Ve bu neticelendirmeyi iki farklı alanın insanlarına birer tavsiye üzerinden sonuçlandırmanın iki senedir Tıp ve Şiir dersini hasbelkader tabiri caizse dilimin döndüğünce icra eden kişi olarak üzerime bir vazife olduğunu düşünüyorum.

Birincisi tıp fakültesi öğrencilerimize olacak. Uzun zamandır sizlerle yoğun bir iletişimimiz var. Her birinizi derste ya da benim ve sizin bir boş anınıza denk geldiğimiz bir sohbet anında söylediğim hususu tekrar dile getirmek istiyorum.

Lütfen yazın. Bu hayatın duygu yoğunluklarına açılan pek çok penceresi mesleğinizin yapısı gereği sizin etrafınızda açılacak. Belki de yazma isteğinin oluşma durumu en çok sizde ortaya çıkacak. Ertelemeden, üşengeçliğe geçit vermeden yazın. Pek çoğunuzun kaleminin gücüne yakından tanık ettim. Yukarıdaki cevaplar da beni doğrular nitelikte. Unutmayın yazmak en iyi dosttan daha iyi dosttur. Edebiyat dünyasının da sizlere ihtiyacı var.

İkinci seslenişim de Edebiyatın sunuş vitrini olan Edebiyat Dergileri ve onların müstesna bilirkişilerine. Sizlere ulaşmaya çalışan, yazdıklarının okuyucular tarafından okunmasını arzulayan pek çok yazma heveslisi var. Lütfen sizlere gönderilen iletilere olumlu ya da olumsuz geri bildirimde bulunun. Yerinde sabit kalmasın bu istekler. İnsanların yazma reflekslerini göstereceğiniz olumsuz geri dönüşlerle inceltip çürütmeye sebep olmayın.

Anlatıcının gözleme dayalı söze hükmü burada sona erer. Üzerine alanlara inşallah fayda tesir eder. Üzerine alınanlar da gerçeği görerek bundan sonra ona göre hareket eder.

Selametle…

Ahmet KİRAZ

Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.